

ABD ile İran arasındaki ateşkes zaten kırılgan bir haldeyken, Amerikan istihbaratı Pekin’in taşeron ülkeler üzerinden İran’a omuzdan atılan hava savunma füzeleri (MANPADS) göndermeye hazırlandığını tespit etti. CNN’e konuşan kaynaklara göre sevkiyatlar, Çin kendisini savaşı durduran taraf olarak sunarken gerçekleşecek.
Çin’in İran’a desteği sadece silahla sınırlı değil. Tahran, Pekin’in askeri sınıf BeiDou navigasyon sistemine entegre olduktan sonra, daha önce İsrail’in karıştırdığı GPS sinyallerine bağımlılıktan kurtuldu. Haziran 2025’teki on iki günlük savaşın dördüncü gününde İran, insansız hava araçlarını ve seyir füzelerini BeiDou-3’e geçirdi ve İsrail’in sinyal karıştırması işe yaramaz hale geldi. Savunma analistlerine göre sistemin şifreli askeri sinyalleri neredeyse karıştırılamaz durumda.
Çin’den gelen çift kullanımlı malzeme akışı da dikkat çekici. ABD Hazine Bakanlığı, Şubat 2025’te Çin’in paravan şirketlerinin İran yapımı İHA’lar için jiroskopik navigasyon cihazları sağladığını tespit ederek yaptırım uyguladı. Kasım 2025’te ise İran’ın Uçak İmalat Sanayi Şirketi’ne bağlı ayrı bir ağın, Çin sensörleri ve navigasyon ekipmanlarını elde etmek için paravan firmalar kullandığı ortaya çıktı.
Rusya ise sahada daha doğrudan bir rol oynadı. Washington Post’un haberine göre Moskova, çatışmanın ilk günlerinde ABD savaş gemilerinin, uçaklarının ve radar sistemlerinin konumlarını Tahran’la paylaştı. Wall Street Journal, Rusya’nın ayrıca Hava Kuvvetleri’nden uydu görüntüleri sağladığını yazdı. Uydu görüntüleri, Orta Doğu’daki ABD askeri tesislerinde en az 228 yapı ya da ekipmanın vurulduğunu ve saldırıların özellikle radar, iletişim tesisleri ve hava savunma ekipmanlarını hedef aldığını gösteriyor. Bu hassasiyet daha önceki İran saldırılarını aşıyor.

Rusya’nın desteği savaş öncesine dayanıyor. Moskova, Ağustos 2022’de fırlattığı Khayyam uydusuyla İran’a 1.2 metre çözünürlükte sürekli gözetleme yeteneği kazandırdı. 2024’te S-400 hava savunma sistemlerinin bileşenleri İran’a ulaşmaya başladı; en az bir batarya İsfahan yakınlarına konuşlandırıldı. Daha önce teslim edilen Rezonans-NE radarı ise 640 kilometreden fazla menzilde hayalet uçakları ve balistik füzeleri takip edebiliyor.
Savunma analisti John Wood’a göre fiziksel ikmal şimdiden başlamış durumda. Ateşkes sırasında Rusya Hazar Denizi üzerinden, Çin ise kara yoluyla İran’a malzeme taşıyor. Amaç belli: ABD ve Avrupa’yı ekonomik ve askeri açıdan kanatmak.
Yaptırımların caydırıcılığı ise zayıflamış görünüyor. United Against Nuclear Iran politika direktörü Jason Brodsky, yaptırımların tedarik ağlarını geçici olarak aksattığını ancak İran rejiminin ABD’nin yapıbozumundan daha hızlı yeni kaçış mekanizmaları geliştirdiğini söylüyor. Defense Priorities’den Jennifer Kavanagh ise daha net: “Yaptırımlar İran’ın yeniden silahlanmasını engellemeyecek.”
Çin’in elinde yalnızca askeri değil, ekonomik kozlar da var. Ekim 2025’te nadir toprak elementleri ihracatını durdurması, ABD savunma sanayisinin Çin’e ne kadar bağımlı olduğunu gösterdi. Pekin, kamuoyu önünde arabuluculuk yaparken perde arkasında silahlandırmaya devam ediyor, Rusya’nın daha sert suçlamaları üstlenmesine izin veriyor.
Nisan ayında ateşkesle ilgili bir soru üzerine Trump, “Çin bunu yaparsa büyük sorunları olur” diyerek uyarıda bulundu. Ancak bu tehdidin sevkiyattan önce mi sonra mı geleceği belirsiz. Mayıs 2026’daki Pekin zirvesinin ortak bildirisinde İran’ın nükleer silah edinememesi ve Hürmüz Boğazı’nın açık kalması konusunda mutabakat sağlanırken, Xi Jinping’in silah transferlerine dair net bir taahhüdü yer almadı.
Ne Moskova ne de Pekin, İran’ın çöküşünü istiyor. Zira bölgede ABD’nin güçlenmesi anlamına gelir. İstedikleri şey, Tahran’ın hayatta kalması, yeniden yapılanması ve Washington’u oyalamaya devam etmesi. Ateşkes bu stratejinin sonu değil, bir sonraki aşamanın koşulu.
Bu yazıya tepkin ne?
WPContentBot tarafından otomatik oluşturulan içeriklerin yazarı.



